Tokat Siyaset-İş Dünyası-Medya Buluşması’ndan (4)

16.05.2024
109
Okuma Süresi: 10 dakika
A+
A-

Tokat Siyaset-İş Dünyası-Medya Buluşması’nda konuşan yeni Tokat Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nun gündeminde ise kentsel dönüşüm vardı.

Sayın Yazıcıoğlu seçim çalışmaları boyunca da bu konuya özel bir ilgi göstereceğini Tokat seçmenine anlatmıştı.

Hiç kuşku yok ki, Tokat’ın depreme dayanıklı bir konut stoku olduğundan söz edemeyiz. Hâlihazırda içinde oturulan, yaşanılan evler, iş yerleri ve onların müştemilatlarının önemli bir kısmının (sayısının) depreme dayanıklı olduğu söylenemez.

Diğer taraftan, Tokat’taki konut arzının düşük, talebin yüksek olması gibi nedenlerle de konut fiyatları, yakın illere oranla çok yüksek seviyelerdedir.

Buna gerekçe olarak da “kentsel arsa üretiminin” sınırlı olması gösteriliyor. Oysa bu tanımla konunun “kentsel alan” boyutu vurgulanmış olmakta ve “arsa” sorununun boyutlarını daraltmaktadır. Çünkü Tokat ölçeğinde bile merkeze çok yakın kentsel yerleşmelerin dışındaki alanlarda da arsa üretimi söz konusudur.

Kanımca Tokat’ı yönetenlerin uzunca bir süre konut sorununun çözümü konusunda bir stratejik planları olmadı. Sayın Nizamettin Aydın tarafından yapılan 18 uygulaması dışında, kurumsal olarak kentleşme politikalarının önemli bir boyutu olan master plan yokluğu varlığını hep korudu.

Bu nedenle de plan amaçlarına uygun yapı yapılabilir toprak parçası, yani arsa, yani üzerine birçok şey söylenen, ama çok az şey yapılan arsa sunumu konusu, hem kentleşmemiz, hem de konut sorununun çözümünü güçleştirdi ve konut fiyatlarının aşırı yükselmesine neden oldu.

Bugün Tokat’ta 3+1 lüks dedikleri bir konut fiyatıyla Kayseri’de villa satın alabilirsiniz

Bu anlamda yeni belediye yönetiminin toprak politikasının en önemli ereklerinin, sahipliğin-mülkiyetin tabana yayılması yoluyla sosyal adaletin gerçekleştirilmesi, uygun yerde, uygun zamanda ve uygun ederlerle, düzenli arsa üretmesi, toprak spekülasyonunun en aza indirilmesi ve kabul edilebilir sınırlarda tutulması, sağlıklı kentleşmeyi sağlamak için belediyenin ilgili taraflarla işbirliği içinde arsa stoku yapması olmalıdır.

Özetlersek, belediyemizin gerek kentsel dönüşüm uygulamalarıyla, gerekse sosyal konut üretimiyle hem depreme dirençli konutlar yapmak, hem de Tokatlıların uygun fiyatlarla satın alabilecekleri konut üretimi projelerini uygulamaya alması gerçekten de çok önemlidir.

Bir önceki belediye başkanımızın gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceği kentsel dönüşüm ve sosyal konut projeleri hakkında gerek seçim öncesi, gerekse seçim döneminde bilgi sahibi olduk.

Bu konuda yeni Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nun kentsel dönüşüm ve varsa sosyal konut projeleri hakkında da ayrıntılı bilgi sahibi olmayı çok isterim/isteriz.

***

Bu vesileyle konuda bir hususa / tehlikeye dikkat çekmek istiyorum.

Bu konuda önceki dönem belediye başkanımıza da 16.10.2023 tarihli ayrıntılı bir mektup yazarak bu konudaki endişelerimi iletmiştim.

Bu endişelerimi bir kez de burada, kısaca belirtmek istiyorum.

Şöyle ki; önceki dönem belediye yönetimi Dedeman Otel’de paydaşlarla bir araya geldiği toplantıda yaptığı sunumda, heyelana duyarlı olduğu söylenen Ankara Mahallesi’ndeki 480 dönüm alanın kentsel dönüşüm amaçlı imara, başka bir deyişle kentsel kullanıma, yapılaşmaya açılacağını anlatmıştı.

Toplantıda bu amaçla hazırlattırılan İmar Planına Esas Jeolojik- Jeoteknik Etüt Raporu’ndan söz ederek, bunun için gerekli kaynağın 100 milyon lirasının hazır olduğunu, kalan önemli tutardaki bir meblağ için de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan kaynak sözü aldıklarını belirtmişti.

Ben bu konuda duyarlı ve sorumlu bir Tokatlı olarak askıdaki imar planı için 02.10.2023 tarihinde belediyemizin Beyaz Masa’na itiraz dilekçesi de vermiştim. Sonra da 16.10.2023 de dönemin belediye başkanına bir mektup iletmiştim.

Ayrıntılarına girmeyeceğim, şimdilik söyleyeceğim şudur.

Bu alanı imar uygulaması yaparak yapılaşmaya açmayı düşünenler, 1 yağış dönemi dikkate alınarak (üstelik Tokat’ın en az yağış aldığı Mayıs-Ağustos dönemi dikkate alınarak) hazırlattırılan bu rapora itibar etmemelidirler.

Kuşkusuz, sorunlu olmayan bir alanın, gereksiz olarak yerleşime veya kullanıma kapatılması gerçekte ekonomik kayıp anlamına gelmektedir. Ancak, Türkiye’de kütle hareketlerinin, özellikle de heyelanların, ortaya çıkardığı kayıplar da son derece önemlidir. Hemen her yıl ülkemizin pek çok yerinde görülen heyelanlar, çok sayıda can ve mal kayıplarına yol açmaktadır. Bu kayıpların başında ise telafisi mümkün olmayan insan kayıpları gelmektedir. Artık hepimiz acı bir şekilde öğrendik ki,   heyelanlar, yıkım ölçüsünde can ve mal kayıplarına yol açabilmektedir.

Bu tür endişe ve kuşkuları gidermek adına söz konusu çalışmanın yeniden özel bir firmaya değil de, bir kuruma (Jeoloji Mühendisleri Odası, Ankara Üniversitesi, ODTÜ vs.) yaptırılması daha uygun/doğru olacaktır.

Yine, böyle bir raporun hazırlanmasında teknik ve bilimsel bakış açısıyla ve çalışmanın düzgün ve başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi için, yapılacak çalışmalardan ve denetiminden sorumlu bir “Teknik Komitenin” (Jeomorfolog, Jeoloji Mühendisi, Harita Mühendisi, Jeofizik Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Geoteknik ve Deprem Mühendisi, Şehir Plancısı, Meteoroloji Mühendisi gibi) oluşturulması yararlı ve sağlıklı sonuçlar doğurabilir, rapora yönelik kuşkuları ortadan kaldırabilir ve belediye yönetimini de ileride doğabilecek olası sorunlardan koruyabilir.

Gerek burası için hazır olduğu söylenen 100 milyonluk kaynağın, gerekse Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bu alan için vereceği mali katkının cazibesine kapılarak, Ankara Mahallesi’nde bir kentsel dönüşüm uygulamasına gidilmeden önce bu alanın heyelan riski sağlıklı olarak ölçülmelidir.

Bu alanda acele etmeden, kuşku ve endişe yaratmayacak bir araştırmanın bağımsız kamu kurumlarına (üniversiteler) ya da yarı kamusal meslek örgütlerine (ilgili meslek odalarına), oluşturulacak bir teknik ekip gözetim ve denetiminde ve en uygun yağış süreleri ve dönemleri dikkate alınarak yaptırılması belediye başkanını, ekibini ve buradan konut sahibi olacakları doğabilecek olumsuzluklardan koruyacaktır.

Yerleşime uygunluk açısından, çeşitli yüksek tehlikeler bulunması sebebiyle, bu tip alanlarda yapılaşmaya gidilmeden önce her türlü incelemenin titizlikle ve acele etmeden; uygun süreler dikkate alınarak yapılması hem şehrimiz, hem hemşerilerimiz ve hem de karar alıcılar için daha sağlıklı sonuçlar doğuracaktır.

***

Meşveret, istişare ve katılımcılık kavramlarını anımsatarak, bu yazı dizisini şu düşüncelerle sonlandırayım.

Bilimsel bir saptamadır. “Kültürel gelişim olmadan, toplumsal gelişim, toplumsal gelişim olmadan da, kentsel gelişim” olmaz.

Ancak Tokat genelinde yapılan çalışmaların hiçbirisinde “kültürel ve toplumsal gelişimi” öngören tek bir proje yoktur. Hepsi fiziki gelişimi öncelemektedir. Çünkü kültürel ve toplumsal gelişim için çok gerekli olan projelerin reklamı yoktur. Oysa bir şehir için öngörüsüzlük; gelişmenin önündeki en büyük tehlikedir ve maddi manevi hasarı derin ve kalıcıdır.

Dikkatle izleyiniz! İstisnaları hariç; valisinden, milletvekilinden, belediye başkanına, meslek odası başkanlarından bürokratlara kadar bizim siyasetçilerimiz ve yöneticilerimiz ne yazık ki Tokat’ın sorunlarına sürekli pansuman yapma gayretindeler. Konuları günü birlik yaşıyorlar. Çünkü bu davranış modeli daha popüler! Yaraya neşter atmaya, bir anlayış değişikliği ile uygar gelişmenin önünü açmaya hiçbirisinin niyeti yok!

Umar ve dilerim yerel siyaset erbabı ve sivil toplum bu durumu değiştirir.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.