Adı var kendi yok bir yapı; Tokat Kent Konseyi

23.05.2024
18
Okuma Süresi: 6 dakika
A+
A-

Belediye başkanı değişti. Kent Konseyi Başkanı da değişir mi?

Tokat 10 yıldır aynı başkanın yönetimde ve belediyenin devamı gibi varlığını değil de, suya sabuna dokunmadan sadece adını sürdüren Tokat Kent Konseyi’nin, yeni dönemde başka bir isimle varlığını sürdürmesini ümit ediyorum.

Gazetecilere açıklama yapıldığı zamanlarda “Tokat’a ilişkin fikri olan herkesi fikir paylaşımı için Tokat Kent Konseyi’ne davet etmeyi düşündüklerini” belirten ama nedense bu düşünceyi uygulamaya alamayan bu yapının, kuru hamasete sığınmayan bir başkana ihtiyacı olduğu çok açıktır.

Bu kurumun; hangi düşünsel alana, inanca ve mezhebe sahip olursa olsun,  Tokat’a ilişkin veriye ve ortak akla dayalı somut ve gerçekçi fikirleri bulunan sivil toplum temsilcilerini, fikir üreten grupları konseye davet edecek, mevcut belediye yönetiminin görüntüsü gibi davranmayacak, şehrin gelişimi için “katılımcı” ve “ gönüllü” bir model oluşturabilecek donanımlı birisinin liderliğine ihtiyacı vardır.

Bu tümceden sonra bıyık altından gülüp, alaycı bir ifadeyle, işi sulandırıp “Ee o birisi kim?” diyecek olanlara peşinen söyleyeyim, “O kişi ben değilim!”

Çok şükür tarif ettiğim bilgi, birikim ve donanıma sahip hemşerilerimiz var. Yüzünüzü sadece TOGÜ’ ye dönmeniz bile yeterlidir.

Tokat Kent Konseyi’nin, şehrimize yönelik toplumsal sorumluluğun geliştirilememesi ve doğurduğu olumsuzlukların giderilememesine dur diyecek, bu yönde gerekli uygulamaların yapılmasını talep eden ve sonuçlarını da bizlerle; kamuoyuyla paylaşacak bir başkana ihtiyacı olduğu ayan beyan ortadadır.

Bilinir ki; kent konseyleri, “kentine sahip çıkma”, pasif değil “aktif katılım” ve “çözümde ortaklık” ilkelerinin bütünlüğünde, kentleri sürdürülebilir geleceğe taşıyan bir “ortaklık modeli” olarak yerel düzeyde demokratik katılımın yaygınlaştırılmasını, hemşerilik bilincinin geliştirilmesini, çok aktörlü ve çok-ortaklı yönetim tarzının benimsenmesini sağlamakla (Emrealp, 2005:176)  sorumludurlar.

Ancak Tokat Kent Konseyi’nin bir sorumluluk olarak yüklenmesi gereken bu misyonunu bugüne değin gerektiği gibi yerine getirdiğini söylemek olası değildir.

Bu konuyla ilgili yapılan araştırmalar,  kent konseylerinin önemli bir çoğunluğunun belediyelerin devamı şeklinde faaliyet göstermekte olduğunu, kentsel gelişimle ilgili her türlü konuda kent toplumunun değil, belediye yönetiminin arzu ve istikametinde kendisine yol çizdiğini ve yerel demokrasi bağlamında bekleneni vermekten uzak olduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır.

Ne yazık ki,  Tokat Kent Konseyi’nin 10 yıllık dönemi yukarıdaki saptamaları doğrular niteliktedir.

Tokat’ta genel bir alışkanlık var. O da şudur! Art niyetli bir kötülemeyle değil,   yapıcı bir eleştirel dille yapılan “yanlışlıkların sorgulanması” konusu bile kamu görevlileri başta olmak üzere yöneticilere, sorumluluk sahibi insanlara ağır geliyor. Yöneticiler ve sorumlu kişiler, söylemlerinin tersine, sivil toplumun kendi yeknesak düzenine uymasını bekliyor. Kentsel gelişimi ve yaşantımızı derinden etkileyen hatalı uygulamalarda kendilerini, yapıcı da olsa eleştiriden muaf görüyorlar ve artık çağdaş yerel yönetim anlayışının çok aktörlü, çok katmanlı, çok aşamalı, katılımlı bir yönetişim modeli gerektirdiği fikrini benimseyemiyorlar. O yüzden de kent paydaşları ve sivil toplumla birlikte aynı hedefe yürüyemiyorlar.

Genel hastalığımızdan birisi de tüm kalkınma alanlarının gelişiminden sorumlu yöneticilerin, gelişim için doğru konulara odaklanıp odaklanmadıkları konusunda kendilerini samimiyetle sorgulamaya yanaşmamalarıdır.

Bu nedenlerle de şehrin gelişimi konusunda değerli fikir ve önerileri bulunan kimi gönüllü kişi ve kuruluşlarının Kent Konseyi ile “aynı hedefte buluşmaları” engelleniyor.

Bir de şu var. Tokat Kent Konseyi’nin etkinlik/faaliyet yapmak gibi bir vazifesinin bulunduğunu sanmıyorum. Ancak vazifesi olmasa da düzenlediği kimi etkinliklerde de, tüm Tokat toplumunu kucaklamadığı ve “ideolojik körlük” yaşandığını üzülerek belirtmek istiyorum.

10 yıldır bu yapının başında olan Kent Konseyi Başkanı yerel bir gazeteye verdiği söyleşide, “bizden davet beklemesinler, buyursunlar gelsinler” diyor. Oysa ancak “davete icabet”  bir sorumluluktur. Atalarımız boşuna “davetsiz gelen, döşeksiz oturur” dememiş, bir yere davet edilmediği halde giden kimsenin iyi karşılanmayacağına,  saygı görmeyeceğine boşuna işaret etmemişlerdir.

Çoğu Tokatlı içinde bulunulan şartları değerlendirerek sorumluk almaktan kaçınacak insanlar değildir. Ancak hiç kimse duyarlı Tokatlılardan başka anlamalar yüklenebilecek “durumdan vazife çıkarma” işine soyunmalarını da beklememelidir.

Demem o ki, “Ehline denk gelmeyen her iş ziyan olur

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.