Nitelik ve nicelik

22.03.2023
169
Okuma Süresi: 8 dakika
A+
A-
Emekli Yazın Öğretmeni-Yazar

21 Mart 2023

Nitelik sözcüğünü dilimizde, aralarındaki ufak ayırtılarla (nüanslarla) altı ayrı anlamda kullanırız. Bu yazımızda biz nitelik sözcüğünü “iyi, güzel, kaliteli” anlamında kullanacağız.

Nicelik ise dilimizde, ufak ayırtılarla dört ayrı anlamda kullanılır. Bu sözcüğü de yazımızda “azalıp çoğalabilen, sayılabilen ya da ölçülebilen bir şeyin durumu” anlamında kullanacağız.

Nitelik, ayrık (istisna) durumların dışında nicelikten çok daha önemlidir.

Örneğin, elmaları çok seven bir insan, rengi değişmiş, tadı, kokusu kaybolmuş, dokusu bozulmuş, küflenmiş, çürümüş, kokuşmuş bir milyon elmayı mı tercih eder, yoksa doğal renginde, tadı, kokusu kaybolmamış, dokusu bozulmamış, dalından yeni koparılmış birkaç elmayı mı?

Eğitilmemiş, savaş tekniğini bilmeyen, rastgele insanlardan oluşmuş onbin kişilik bir grup, iyi eğitilmiş, savaş tekniğini bilen nitelikli insanlardan oluşan bin kişi karşısında yenilir, perişan olur.

Bu yazıyı niçin yazıyorum?

Ben Atatürkçü Düşünce Derneği’nin üyesiyim.

ADD’nin, hepsi de son derece nitelikli olan Kurucular Kurulu 19 Mayıs 1989’da, bu derneği kurma gerekçelerini açıklarken söze şöyle başlamışlardı:

“Atatürk’ün bedensel varlığının artık aramızda bulunmamasından cesaret alan içteki ve dıştaki kimi olumsuz güçler, O’nun yeni Türk Devletini yaratma doğrultusunda ilk adımı attığı 19 Mayıs 1919’un üzerinden tam 70 yılın geçtiği bu günlerde, Atatürk devrim ve ilkelerine karşı, açık ya da kapalı saldırılarını doruğa ulaştırmış bulunmaktadır. Bundan daha kötüsü, plânlı ve sinsi bir çalışmayla, o devrim ve ilkeleri gelecekte yok etmek çabası içindeler.”

Daha sonra Atatürk ve O’nun yaptıkları, ilkeleri anlatıldıktan sonra da:

“Bu durum karşısında Atatürk devrim ve ilkelerinin, toplumsal sorunlarımızın çözümlenmesinde ışık tutucu niteliğe ve yaratıcı güce sahip olduğuna inananlar, “Atatürkçü Düşünce Derneği”ni kurarak, O’nun devrim ve ilkelerinin gelecekte de egemen olmasına katkıda bulunma ve onlara bekçilik yapma zorunluluğunu duymuşlardır” demişlerdi.

Niksar ADD Şubesi, Genel Merkezin 02.12.1995 tarih ve 92 sayılı kararıyla yetki verilen Hami Karslı, Faruk Sükan, Eser Günal, Saniye Soylu, Suna Öz, Zeki Göze, Nurgül Özyürek tarafından kurulmuştu.

O dönem çıkan Niksar Haber Gazetesi incelendiğinde Derneğin karşılaştığı güçlükler ve kuruluşuna birçok kişinin karşı çıktığı görülür.

Bunların arasında, kendilerini devrimci gibi gösteren ama cehaletleri konuşmalarından belli olan kişiler de vardı. Bunlar Atatürk’e “küçük burjuva aydını, o devrimci filan değil. Cumhuriyeti o değil halk kurdu” diyecek kadar bilinçsiz kişilerdi.

Dönemin Niksar Kaymakamı Aydın Akkor da bir ara derneğimizi kapatmak istemiş ama buna gücü yetmemişti.

Dernek uzun süre kendisine yer bulamamıştı.

Sonunda bütün sorunlar çözülerek, dernek bugünlere geldi.

Emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür borçluyuz.

ADD, “Kanarya Sevenler Derneği” gibi bir dernek değildir. Bu derneğe üye olacakların Atatürk İlke ve Devrimleri’ni iyi bilmeleri, bunları koruyacak, kollayacak güçte ve birikimde olmaları gerekir. Yoksa ortaya komik durumlar çıkar. Hatırlarsanız, bir ilimizde 10 Kasım’da Atatürk’ü mevlüt okutarak anma törenleri yapılmıştı. Halbuki Atatürk, dogmalara karşı eleştirel aklı savunan birisiydi.

Şimdi size üyesi olduğum ADD’nin WhatsApp sayfasına 20 Mart 2023 günü gönderdiğim iki iletiyi ve bu iletilere gösterilen tepkiyi sunacağım.

Birinci ileti:

“Hangi gecenin karanlığı sonsuza kadar sürmüş… Her zifiri karanlığın en koyu yerinde sökmüştür şafaklar… Ve doğan güneşle birlikte yeniden filiz vermiştir umutlar… Günaydın Arkadaşlar”

İkinci ileti:

“MUHTAR ÇAKMAGI HİKAYESİ

Köyün birine eski zamanda bir çakmak getirmişler, çakmak o kadar kıymetli ki, sağı-solu yakmaması, yanlış işlerde kullanmaması için güvenilir birine teslim etmek gerekiyormuş.

Köylüleri toplayıp bu ateş aletini kime verelim diye sormuşlar, köylüler de muhtarı salık vermiş, ihtiyaç duydukça alır, ateşimizi yakarız, demişler.

Muhtar çakmağı alınca, -ateşin sahibi olarak- giderek saygınlığı artmış, etrafında dalkavuklar, yağcılar toplanmaya başlamış. Saygı arttıkça muhtarın kibri de büyümüş.

Etrafından daha çok saygı, daha çok korku beklemeye başlamış.

Ateşi kendine verenin köylüler olduğunu unutmuş. Dalkavukların da tahrikleri ile ateşi baskı ve korkutmak için kullanmaya başlamış, kiminin evini, kiminin tarlasını yakmış.

Tarlalar sürülemez, evler yaşanamaz hale gelmiş.

Muhtarın baskısından köylüler yavaş yavaş köyden ayrılmaya başlamışlar. Ticaret durmuş, köye gelen çerçicilerin ayağı kesilmiş, çevre köyler gelişirken muhtarın köyü giderek gerilemiş.

Muhtarın köylülerinden biri kendileri gerilerken, çevre köylerin niçin geliştiğini merak edip çevre köylerden birine gitmiş.

Oradaki zenginliği, bağı bahçeyi görünce sormuş;

“Sizde çakmak yok mu?”

Köylüler; “var” demişler,

“Peki sizin köy böyle nasıl gelişti, bağınız, bahçeniz yanmadan nasıl böyle kaldı, bizim köyde her şey tarumar oldu?”

Köylüler;

“yoksa siz çakmağı bir kişiye mi verdiniz?”

“Evet, muhtara verdik.”

“Eyvah! büyük yanlış yapmışsınız, hiç çakmak bir kişiye verilir mi?”

“Siz öyle yapmadınız mı?”

“Hayır, biz öyle yapmadık,

biz çakmağı bir kişiye verdik, çakmak taşını başka bir kişiye, benzinini başkasına verdik.

Ateş yakmak için üçünün bir araya gelmesi gerekiyor. Biri yanlış bir şey yapmaya kalksa, ötekiler izin vermiyor.”

“Desenize biz hepsini bir kişiye vermekle kendi kendimizi yakmışız…”

Evet, gönderdiğim iletiler bunlar…

Bu iletilere hemen gelen bir yanıt ise şu:

“Değerli arkadaşlar neden boş şeyler paylaşıyoruz bu sayfadan

Bu sayfanın amacı kayda değer işleri duyurmak bilgi vermek üyeleri bilgilendirmek gibi şeylerdir asıl amacı

Lakin bizler muhtar çakmağı nın adının nasıl bulundu gecenin gündüze dönmesi gibi boş şeyler paylaşarak grup taki insanların sürekli boş yere mesaj bildirimi gelmesine sebep oluyoruz

Rica ediyorum yönetici arkadaşlar gerekli bilgileri paylaşsın”

Ve bir öğretmen arkadaş ta, benim iletilerimi eleştiren bu mesajı alkışlamış.

Durumu sizin yorumlarınıza sunuyorum.

ADD gibi bir derneğe üye olarak rastgele, her isteyen kişi alınmaz.

Bu gibi derneklerde nitelik aranır, nicelik değil!

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.