Bu engelliler ile engelleri nasıl aşacağız?

22.03.2023
4
Okuma Süresi: 4 dakika
A+
A-

TOKATtan Haber Aralık 6, 201901806

Bu yazı fiziksel eksikliği olanlar için değil, şehrimizdeki “zihinsel inovasyon özürlüler” hakkında yazılmıştır.

Biraz daha açayım; bu yazı, her yıl 3 Aralık’ta düzenlenen “Dünya Engelliler Günü” kapsamına girmeyen ancak düşünce üretiminde engeli olanlar için kaleme alınmıştır.

Örneğin körlük bir fiziksel engellilik halidir. Peki, görme duyusu olup da, etrafında yaşananları görmek istemeyenlerden daha kör kişi olur mu? İşte bu durum da bir engellilik hali değil de nedir?

Hiç kuşkusuz Dünya Engelliler Günü kapsamına giren “engelli kardeşlerimizin” sorunlarını çözmek ve onların yaşamlarını iyileştirecek uygulamaların ve davranışların topluma egemen olması en büyük dileğimizdir. Hele de toplumsal sorumsuzluğun tavan yaptığı bir şehirde bu çok daha büyük önem taşımaktadır.

Ancak Tokat’ta yaşanan geri kalmışlığın farkında olmadığı gibi, bu geri kalmışlığı yok etmek isteyenlere engel olan, insanımızı şaşırtacak bir hareket çekmek yerine çelme takan, bilimden ve dünyadaki gelişmelerden uzak olarak kendi bakış açılarını bizlere dayatan, bildik ezberleri tekrarlayan, öğretim görmüş ama kendisini eğitememiş, etrafını görmeyen, duymayan, zihinsel inovasyondan ve çağdaş yönetim anlayışından bihaber düşünce engelli insan sayısını gördükçe, “asıl engelli olan kim?” sorusunu soramadan edemiyor insan…

Tokat’ın hali pür melaline bir bakınız!

Çok geriye gitmeyiniz! Son 10 yılda, bir şekilde ilin genel idaresinden ve yönetiminden sorumlu olan, devletin ve hatta ayrı ayrı her bakanın mümessili konumunda olan gelmiş geçmiş sorumluları ve yöneticileri gözünüzün önüne getirin.

Sonra da kendinize şu soruları sorun! “Son 10 yılda, yakın coğrafyamızdaki şehirler büyük bir gelişme kaydederken ve Tokat ile aralarındaki gelişmişlik makası Tokat’ın aleyhine açılırken, biz neden gelişme gösteremiyoruz?”  “Bu şehirlerdeki insanlar gelişimin nimetlerinden yararlanıyorken biz neden Arafat’ ta soyulan hacıya döndük?”

Bunların yanıtlarını bulmakta zorlanabilirsiniz ama sorumluları kim diye soracak olursanız bellidir; bu şehrin dinamiklerinin farkında olmayan, aksine şehrin dinamiklerini yok sayıp onlara engel olanlardır.

Bu farkında olmak yerine engel olan tayfa örneklerini çoğaltabiliriz.

Zihinsel engelleri nedeniyle katılımcı yönetişim, kent demokrasisi, kentsel gelişim kurguları, hesap vermek, şeffaflık gibi kavramları algılamakta ve içselleştirmede zorlandıkları gibi, bu şehrin kaderini stratejik planlamanın aktörleri kabul edilen kent paydaşlarıyla tartışarak oluşturmak gerektiğinin de ne yazık ki farkında değiller.

Artık çağdaş yerel yönetim anlayışının çok aktörlü, çok katmanlı, çok aşamalı, katılımlı bir yönetişim modeli gerektirdiğini bir türlü kavrayamıyorlar, bunun için de özellikle “farkındalık” diye yırtınan sivil toplumun taleplerini anlamakta zorlanıyorlar.

Arada sırada “istişare” adı verilen ve “gönül belediyeciliği” yapma savıyla ama” gaz alma” amacıyla,  düzenlenen göstermelik toplantılar sizi aldatmasın.

Onlar size de “soruyormuş gibi” yapıp kendi bildiklerini okuyorlar.

Son söz olarak buyurun size zor bir soru

Biz bu tipteki engelliler ile engelleri nasıl aşacağız?

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.